Beğeni Gelmeyince Moral Neden Bozulur
Çünkü insan zihni sosyal onayı sayılar üzerinden okumaya çok yatkındır. Bir fotoğraf paylaşırsın, bir düşünceni yazarsın ya da basit bir anını koyarsın. Sonra telefonu bir köşeye veya masaya bırakırsın, beş dakika ya geçer ya geçmez elin telefona uzanır. “Acaba kim beğendi?” diye bakarsın. İşte tam o noktada beğeni gelmedi mi moralin hemen bozulur. Çünkü zihnin bunu teknik bir durum gibi değil küçük bir sosyal değerlendirme gibi algılar. Aslında ortada gerçek bir reddedilme de yoktur ama insan beyni sayıları yorumlama konusunda oldukça duygusaldır. Birkaç kalp ikonu bazen görünmez bir beğenilme duygusuna dönüşür.
Aslında sosyal medyada bu tür davranışlar yeni değil. Daha önce birçok insanın yaşadığı mesaj gelmeyince telefona bakma isteği de benzer psikolojik refleksin parçası.
İşin ilginç yanı da şudur: Çoğu insan bunun farkında bile değildir. Mesela biri bir fotoğraf paylaşır ilk yarım saat boyunca telefonunu defalarca kontrol eder. Sonra belki de içinden “bu fotoğraf normalde çok beğeni alırdı” cümlesi geçer. İşte burada fotoğrafın kendisi değil beklenen sosyal karşılık devreye girer. İnsan zihni bu küçük sayıları farkında olmadan bir tür sosyal ölçüye çevirir. Beğeni artıyorsa kendini iyi hissedersin, beklenen sayılar gelmiyorsa içten içe bir huzursuzluk oluşur.
Bilim açısından bakıldığında bunun oldukça net bir nedeni vardır: Sosyal medya etkileşimleri özellikle beğeniler beyinde dopamin denen ödül sistemini tetikler. Dopamin de aslında ödül beklentisiyle çalışan bir tür kimyasaldır. Bir ödül beklenir ve bu ödül geldiğinde küçük bir haz hissi oluşur ama ödül gelmezse beklenti boşa düşer. Bu yüzden bazı insanlar paylaşımları yaptıktan sonra beğeni sayılarını sürekli kontrol eder. Çünkü zihin küçük bir ödül beklemektedir. Ödül gelmeyince de moral bozulur ama ortada daha sert bir gerçek vardır: Çoğu insan beğeni sayısını kendi değeriyle ilişkilendirir. Fotoğraf az beğeni aldıysa sanki görünmez bir mesaj varmış gibi hissedilir. Demek ki yeterince ilgi çekici değilim diye düşünülür. Oysa çoğu zaman mesele kişinin kendi değeri değildir. Bazen insanlar o an çevrimiçi değildir. Bazen algoritma paylaşımı herkese göstermez. Bazen de insanlar paylaşımını görür ama beğenmeye üşenir. Yani düşük beğeni çoğu zaman insanın değeriyle değil dijital ortamın rastlantısallığıyla alakalıdır.
Bizde bu durum bazen komik ama bir o kadar da gerçek sahneler üretir. Mesela bir arkadaş ortamında şu cümleyi mutlaka duymuşsundur: Benim fotoğrafımı neden beğenmedin? Genelde yarı şaka gibi söylenir ama içinde küçük de olsa bir beklenti vardır. Çünkü beğeni artık sadece bir ikon değildir. Sosyal ilişkilerde küçük bir onay jestine dönüşmüştür. Hatta bazen insanlar fotoğraf paylaştıktan sonra arkadaşlarına mesaj bile atar: Yeni bir foto attım bak istersen. Bu cümlenin gerçek anlamı bir beğeni bırakmayı sakın unutmadır. Aslında burada ortaya çıkan şey çok eski bir psikolojik refleksin dijital versiyonudur. İnsan zihni tarih boyunca sosyal grubun kabulüne ihtiyaç duymuştur. Bir grubun içinde kabul görmek hayatta kalmanın bir parçasıydı. Bugün kabile hayatı yok ama zihnimiz yine aynı mantıkla çalışıyor. Eskiden kabileden dışlanmak riskliydi bugünse sosyal medyada görünmez kalmak bazı insanlara buna benzer duygu yaşatabiliyor. Fakat gerçekte sosyal medya beğenileri çoğu zaman gerçek sosyal değeri ölçmez. Bir paylaşımın az beğeni almış olması çoğu zaman insanların seni sevmediği anlamına gelmez ki. Yine de insan zihni bu küçük sayıları yorumlamaya devam eder. Çünkü sayılar basittir, zihinse basit sinyalleri hızlı yorumlamaya programlıdır.
Sonuç olarak beğeni gelmeyince moral bozulur çünkü sosyal medya modern dünyanın görünmez onay mekanizmasını oluşturmuştur. İnsanlar bazen farkında olmadan ruh hallerini birkaç sayıya emanet eder ve o sayı beklenenden az olduğunda aslında sadece bir algoritma sonucu olan bu durum zihninde büyür ve hayal kırıklığına dönüşür. Çünkü insan zihni için görünür olmak halen çok eski bir ihtiyaçtır.

Sosyal Medyada Beğeni Neden Bu Kadar Önemli Hale Geldi?
Bugün sosyal medyada beğeni sayısının bu kadar önemli hale gelmesi aslında tesadüf değildir. Çünkü sosyal medya platformları insanın en eski psikolojik reflekslerinden birini çok basit bir ihtiyaç olan onay görme ihtiyacına dönüştürdü. İnsanlar tarih boyunca yaşadıkları gruplarda kabul görmek zorundaydı. Kabile içinde saygı görmek, dışlanmamak ve değerli hissetmek hayatta kalmanın bir parçasıydı. Bugün artık kabile hayatı yok ama zihin halen aynı mekanizmayla çalışıyor. Sadece kabul sinyalleri değişti. Eskiden insanların yüz ifadeleri, sözleri ya da davranışları bu onayı gösterirdi. Bugünse bazen tek bir kalp ikonu bile aynı psikolojik anlamı taşıyabiliyor.
Sosyal medyanın bu sistemi bu kadar güçlü hale getirmesinin nedeni ise sayılarla çalışmasıdır. İnsan zihni sayıları çok hızlı yorumlar. Bir paylaşımın altında 10 beğeni varsa başka bir anlam çıkarılır 200 beğeni varsa bambaşka bir anlam çıkarılır. Aslında fotoğraf aynıdır ama zihin sayıları bir tür sinyal gibi okur. Bu yüzden insanlar çoğu zaman paylaşım yaptıktan sonra ilk olarak içeriğin kendisine değil de beğeni sayısına bakar. Çünkü o sayı görünmez bir geri bildirim gibi çalışır. Burada algoritmaların da ciddi bir etkisi var. Sosyal medya platformları paylaşımları herkese aynı anda göstermez. İçerik önce küçük bir gruba gösterilir etkileşim alırsa daha fazla kişiye yayılır. Yani beğeni sayısı sadece insanların ilgisini değil aynı zamanda algoritmanın da dağıtımını etkiler. Bu durum insanların farkında olmadan beğenileri daha fazla önemsemesine neden olur. Çünkü düşük beğeni sadece az kişi beğendi anlamına gelmez aynı zamanda paylaşımın daha az kişiye ulaşacağı anlamına gelir. Ama mesele sadece algoritma değildir. İnsanlar sosyal medyada görünür olmak ister. Bir fotoğrafın beğenilmesi, bir düşüncenin desteklenmesi ya da bir paylaşımın yorum alması kişiye küçük bir fark edildim duygusu verir. İşte bu duygu çoğu zaman farkında olunmadan önem kazanır.
Bilimsel açıdan bakıldığında yine bu durumun temelinde ödül sistemi bulunur. Sosyal medya etkileşimleri özellikle de beğeniler beyinde dopamin salgılanmasına yol açabilir. Bu yüzden beğeni sayısı arttıkça insanlar kısa süreli bir memnuniyet hisseder. İşte tam da bu yüzden insanlar sosyal medya beğeni sayısını çok daha fazla önemser.
Yani sonuçta sosyal medyada beğeninin bu kadar önemli hale gelmesi tek bir neden bağlı değildir. İnsan psikolojisi, algoritmalar ve dijital kültür birlikte çalışır ama en temel sebep insanın halen sosyal onayı önemsiyor olmasıdır. Sosyal medya da bu küçük onayı simgeler ve sayılar üzerinden görünür hale getirir. Böylece basit bir kalp ikonu bile bazen beklenenden daha büyük anlam taşıyabilir.

İnsanlar Neden Beğeni Sayısına Bu Kadar Takılır?
Sosyal medyada insanların beğeni sayısına bu kadar takılmasının nedeni aslında oldukça basit bir neden olan beğeni sayısının görünür olmanın bir ölçüsü olmasıdır. Sosyal medya insanların birbirine verdiği tepkileri sayılara dönüştürmüş oldu. Eskiden birinin söylediklerine değer verildiğini anlamak için yüzüne bakmak gerekirdi. Bugün ise bu tepkilerin yerini küçük bir sayı aldı. Bir paylaşımın altında kaç beğeni olduğu farkında olmadan insanların zihninde bir tür sosyal ölçüye dönüşmeye başladı.
Aslında ilgin olan da şudur: İnsanlar çoğu zaman fotoğrafın kendisini değil fotoğrafın aldığı tepkiyi konuşur. Mesela bir fotoğraf paylaşıldıktan sonra ilk bakılan şey genelde kadraj, ışık ya da anlatılmak istenen hikaye değildir. Göz doğrudan beğeni sayısına gider. Çünkü sosyal medyada içerik değil içeriğin aldığı karşılık konuşulur. Bunun nedeni de sayılarla düşünmeye alışkın olmamızdır ama mesele sadece sayılar değildir. Sosyal medya aynı zamanda sürekli bir karşılaştırma ortamı da oluşturur. İnsanlar yalnızca kendi paylaşımlarına bakmaz başkalarının paylaşımlarını da görür. Bir fotoğrafın ne kadar beğeni aldığı başka fotoğraflarla kıyaslanır. Bu kıyaslama çoğu zaman farkında olmadan yapılır ama zihin yine de bu sayıları yan yana koyar. Böylece beğeni sayısı yavaş yavaş görünmez bir sıralamaya dönüşür.
İlginç olan bir durum da insanlar beğeni sayısına bu kadar anlam yüklemek istemez. Hatta çoğu kişi ben beğeniye takılmam der. Buna rağmen paylaşım yaptıktan sonra o sayılara bakmadan da kendini alamaz. Çünkü sosyal medya sürekli görünür sayılar üretir. İnsan zihni de gördüğü şeyleri yorumlamaya eğilimlidir. Bir süre sonra farkında olmadan küçük bir alışkanlık oluşur. Paylaşım yapılır, sonra o sayıya bakılır; sayı arttıkça paylaşım daha iyi hissedilir. Beklenen sayı gelmezse paylaşım eskisi kadar iyi görünmez. Böylece basit bir rakam zamanla küçük bir sosyal ölçüye dönüşür.
Sonuçta beğeni sayısı yalnızca bir etkileşim göstergesi değildir. Sosyal medya ortamında görülme, fark edilme ve ilgi görme duygusunun küçük bir sembolü gibi çalışır. İnsanlar bu yüzden o sayılara sandıklarından daha fazla anlam yükleyebilir. Çünkü sosyal medyada görünür olan şeyler zihinde gerçek etkiler bırakır.

Beğeni Beklemek İlişkileri Nasıl Etkiliyor?
Sosyal medyada beğeni beklemek çoğu zaman fark edilmeden ilişkilerin içine giren küçük ama etkili bir davranışa dönüşebiliyor. Çünkü sosyal medya yalnızca paylaşım yapılan bir yer değildir; aynı zamanda insanların birbirine verdiği tepkilerin görünür olduğu bir ortamdır. Bir fotoğraf paylaşıldıktan sonra yalnızca kaç kişinin beğendiği değil aynı zamanda kimlerin beğendiği de dikkat çeker. İşte tam bu noktada sosyal medya etkileşimleri bazen küçük ilişki yorumlarına dönüşebilir. Mesela biri fotoğraf paylaşır ve birkaç saat sonra şu soruyu düşünebilir: Acaba arkadaşlarım gördü mü? Ardından ikinci bir düşünce gelir: Gördüler de beğenmediler mi? Zihin bu ihtimalleri kurmaya başlar. Çünkü sosyal medya ortamında tepki vermek oldukça kolaydır. Bu yüzden bazı insanlar beğeni gelmediğinde bunu bir mesafe işareti olarak görebilir.
Sosyal medya ilişkilerde bazen küçük ama anlam yüklenen davranışlar meydana getirebiliyor. Örneğin insanların sık sık tartıştığı konulardan biri de görüldü atılması meselesi.
İlişkilerde bu durum özellikle yakın çevrede daha belirgin hale gelir. İnsanlar tanımadıkları kişilerin beğenip beğenmemesini pek önemsemezler ama yakın arkadaşların ya da sevilen insanların tepkileri çok daha fazla dikkat çeker. Benzer durum romantik ilişkilerde de görülebilir. İnsanlar partnerlerinin sosyal medyadaki davranışını izler. Bir paylaşımın beğenilip beğenilmemesi küçük yorumlara yol açabilir. Oysa çoğu zaman bu durumların arkasında büyük anlamlar vardır. Paylaşım görülmüş olabilir ama beğeni gelmemiş olabilir. Bazen de tersi olabilir. Aslında burada ortaya çıkan şey sosyal medyanın ilişkileri doğrudan değiştirmesi değil ilişkilerdeki küçük beklentileri görünür hale getirmesidir. Eskiden insanlar bu beklentileri fark etmeyebilirdi ama sosyal medya sayesinde kimin neye tepki verdiği açıkça görünür hale geldi. Böylece küçük bir beğeni bile ilişkiler içinde gereğinden fazla anlam taşıyabilir.
Sonuçta sosyal medyada beğeni beklemek basit bir alışkanlık gibi görünse de ilişkilerde küçük yorumlara ve kırılganlıklara yol açabilir. Çünkü insanlar bu küçük dijital tepkileri ilgi, destek ya da mesafe göstergesi gibi yorumlayabilir. Oysa çoğu zaman gerçek ilişkiler birkaç ikonun gösterdiğinden çok daha karmaşıktır.

Beğeniye Bağımlı Ruh Hali
Sosyal medyanın insan davranışında meydana getirdiği en ilginç değişimlerden biri ruh halinin sayılara bağlanmasıdır. Bir paylaşım yaparsın ve birkaç saat sonra o paylaşımın aldığı tepki günün nasıl hissedileceğini etkileyebilir. Beğeniler hızlı gelirse insan kendini daha iyi hisseder. Beklenen beğeniler gelmezse aynı paylaşım bir anda gözünde değer kaybedebilir. Aslında fotoğraf aynıdır, düşünce aynıdır ama onu çevreleyen sayılar değiştiği için duygular da değişir.
Sosyal medya sayıları çoğu zaman gerçek değeri göstermez; yalnızca görünen tepkiyi gösterir. Bir paylaşımı yüz kişi görmüş olabilir ama on kişi beğeni bırakmıştır. Yine de zihin yalnızca görünen sayıya bakar. görüp geçenleri değil tepki verenleri hesaba katar. Bu yüzden sosyal medya etkileşimleri olduğundan daha büyük bir anlam taşıyormuş gibi hissedilebilir. Bir süre sonra insanlar farkında olmadan alışkanlık geliştirir. Paylaşım yapılır ardından o sayılar kontrol edilir. Sayı arttıkça paylaşım daha değerli görünür. Sayı beklenenden azsa paylaşımın değeri düşmüş gibi hissedilir. Oysa gerçekte değişen şey içerik değildir yalnızca o içeriğin aldığı görünür tepkidir. İşte bu yüzden sosyal medya bu yüzden insanın ruh halini küçük sayılarla ilişkilendiren bir ortam oluşturur. İnsanlar farkında olmadan görünür tepkileri duygusal geri bildirim olarak yorumlayabilir. Oysa gerçek hayatta insanların değeri birkaç ikonun verdiği tepkiyle ölçülemez. Sosyal medya yalnızca görünen kısmı gösterir ama insanların ilgisi, düşünceleri ve duyguları çoğu zaman o küçük sayıların çok daha ötesindedir.
Kaynakça:
Alter, A. (2017). Irresistible: The Rise of Addictive Technology.
Twenge, J. (2019). iGen: Why Today’s Young People Are Growing Up Less Rebellious.
Festinger, L. (1954). A Theory of Social Comparison Processes.
Sherman, L. E. et al. (2016). The Power of the Like in Adolescence. Psychological Science.
Turel, O., He, Q., Brevers, D., & Bechara, A. (2018). Social media engagement and brain reward systems.
